Gençlik Karavanı ile 01 Ağustos 2008 tarihinde 14.30 sularında başlayan Abana yolculuğumuz öncesinde ben,(Sevcan), bu yolculuğa çıkacağımı Antalya Finike'den Gençlik Karavanı hareket noktası Ankara'ya yola çıkmadan yalnızca üç saat önce öğrendim, diğer gönüllümüz Tuğba ise, Aban Serüveninin bir gün öncesinde Murat ve Gürkan Beyle tanışıp Abana yolculuğuna dahil olacağını öğrenmiş…. Bizler Gençlik Karavanı gönüllüleri işte böyleyiz… Hızlı dahil olma….
Keyifli başlayan yolculuğumuzda arada verdiğimiz yol üstü molalarla, tamamen çam ağaçlarından örülmüş dağların arasından geçerek eşsiz bir çam kokusuyla beş saat içerisinde Kastamonu'ya ulaştık. Kastamonu'da Sözcü Gazetesini ziyaret ettik. Sözcü Gazetesinde ManşetlerdeydikJ) Tahminimiz sekiz bin kişi bizi okumuştu. Gelişimizden haberdar olmuştu….Kastamonu'da…
Yazı işleri Müdürü Sayın Mustafa Balcı ile sohbet eşliğinde Kastamonu'ya özgü etli ekmeğimizi yedik ve yola koyulduk. Kıvrımlı ve yokuş aşağı yoldan inerek Abana'ya ulaştık. Dağın eteklerinde çok güzel bir sahil kasabası karşıladı bizi… Saat:24.00 sularında Gençlik Karavanımızı Gün Batımı Tatil Beldesi yanına park ettik ve uykuya verdik gözlerimizi….
Sabah 09.00 sularında kalktık ve muazzam bir kahvaltı yaptık Günbatımı'nda…Sonrasında Abana Belediye Başkanı Sayın Şevket Yazkan, Abana Kaymakamı,Gazeteci ve yazarlarla çay içip sohbet ettik, Burada var olma gerekçemizi anlattık onlara… Yazar Nazım Alpman, Yüzyıllık Beykoz Hikâyeleri kitabını Gençlik Karavanımız için imzaladı ve Karavan Kitaplığımızda bir eserimiz daha oldu…Karavanımıza yakışır bir cümlecik üretti. "Duyduk Duymadık Demeyin!...Gençlik Karavanı Gençleri Avrupa'ya Gönderiyor"….
Sıra Karavanımızı süslemeye ve Abanalılara göstermeye hazırlamaya gelmişti. Karavan gelinliğini giydiğinde meraklı bakışlar geline alıcı gözü ile bakıyordu. Gelen gençlere ve yerel halka projelerimizi anlattık. İyiden iyiye sıcak havadan bunaldığımızda bedenlerimizi Karadenizin serin sularına bıraktık. Hemen sonrasında ise, Limanda yapılmakta olan deniz şenliklerine katılarak yağlı direk, ördek kapmaca, yüzme yarışlarını izledikten sonra Gençlik Karavanımızın başındaydık… Fotoğraf sergisini açtık. Nöbetleşe olmak kaydıyla şenlikler kapsamındaki diğer aktivitelere de katıldık. Şairler ve yazarlar ile yapılan söyleşileri dinlemeye gittik. Kitaplarını Karavan için imzalattık. Gençlik Karavanı ziyaretçilerini ağırladı ve ilerleyen saatlerde dükkânı kapattıkJ Mahşer kalabalık içinde kaybolan Karavanımız orada bırakarak, önündeki masada yer alan broşürlerimiz ve gençlik kılavuzumuz ile…. Ferhat Göçer konserindeydik birden…. Karavanımız açısından verimli bir gün geçirmiş olmanın sevinciyle çırptık ellerimizi ve romantik müzikler eşliğinde vals yaptık Alpman beyle Gençlik Karavanı önünde…….
Konser sonrasında ise, en torpillisinden bir akşam kahvesine davet edildik, Ferhat Göçer de bizimle….Milletvekili, kaymakamlar, sohbet konularında gençlik karavanı aldı gündemi gecenin o geç saatlerinde…Duyduğumuz övgü dolu sözler, tüm yorgunluğumuzu gönüllü sevincine dönüştürmüştü yüreklerimizde… Onurlandık. Gençlik Karavanımızın ne kadar önemli bir işlevi olduğunu gördük.
Sabahın erken saatlerinde tekrar döndüğümüz Karavanımızda birkaç saat uyuduktan sonra gözümüzü güzel bir güne açarak uyandık….Kahvaltı için Alestaya ulaştığımızda ise, işadamı, politikacı, Abanalı önemli simalar kahvaltımızıa ortak oldular. Abana'dan ayrılmadan önce bizimle görüşmek istemişlerdi. Onlarla sohbetler ettik. Gençlik Karavanı projemizden bahsettik. Bizi ilgiliyle dinlediler. Karavanımızın ziyaretçi defterini imzalattık. Bizleri yürekten desteklendiklerini, gençlerin gelişimine bu tür projelerin büyük katkısı olduğunu ifade ettiler bizlere…
Dönüş yoluna sıra gelmişti ki, Abana belediye Başkanı bizi uğurladı gülen yüzü ile… Yolda Karavanımız bu sefer en küçük gönüllüsü olan Yonca ile cümlecikler üretmeye başladık…. Büyük bir ciddiyetle Gençlik Karavanı Gönüllüleri içinde yer almayı hak eden Yonca ile "Duyduk duymadık Demeyim, Gençlik Karavanı il Avrupaya Gitmeyi Deneyin", Avrupa'ya açılan Kapının Anahtarı Gençlik Karavanı…" gibi cümlecikler geliştirdik.
Yeşil ile Mavinin birbirine karıştığı Abana'dan güzel anılarla ayrılırken, Gençlik Karavanımız yeni rotasına göz kırpıyordu….Yolumuz uzundu ve acelemiz vardı her zamanki gibi… Yeni gençlerle buluşmaya…. Sen Orada Gençlik Burada….
Gençlik Karavan Gönüllüleri Sevcan, Tuğba ve Yonca'dan….. 04.Ağustos.2008
S&G
Gençlik Karavanı
23 Ağustos 2008 Cumartesi
ERSİN AKDOĞAN
GENÇLİK KARAVANI
Gençlik karavanın Konya/Ereğli Bal üreticileri birliği başkanı olarak 18/06/2008 tarihinde davet ettik fakat hep aksilikler oldu normal de Cuma günü saat.19:00 da öğretmen evi karşında olmamız gerekirken fakat gençlik karavana yolda azizliğe uğradı motorun hortumu patladı Ereğli ye geç kalamayız diye saat buraya gece 3:00 sularında geldiler uykusuz faaliyette cumartesi günü adana ya geçtiler aynı şekilde Pazar günü buraya adana üstünden gelirken yine motorun hortumu patladı fakat araç gecikmedi tam zamanında geldi Pazar günü etkinliğimizi gerçekleştirdik aynı gün akşam yerel kanalda metro tv de program yaptık ve akşam ereğliden ayrılıp yine uykusuz vaziyette istanbula gittiler uykusuz bi vaziyette TRT programı için oraya hareket ettiler bizim içi çok güzel bir etkinlikti fakat gençlik karavanı için yorucu bir etkinlikti. Kendilerine bu yönden çok teşekkür eder saygılarımı sunuyorum
Bal üreticileri birliği bşk
ERSİN AKDOĞAN
Gençlik karavanın Konya/Ereğli Bal üreticileri birliği başkanı olarak 18/06/2008 tarihinde davet ettik fakat hep aksilikler oldu normal de Cuma günü saat.19:00 da öğretmen evi karşında olmamız gerekirken fakat gençlik karavana yolda azizliğe uğradı motorun hortumu patladı Ereğli ye geç kalamayız diye saat buraya gece 3:00 sularında geldiler uykusuz faaliyette cumartesi günü adana ya geçtiler aynı şekilde Pazar günü buraya adana üstünden gelirken yine motorun hortumu patladı fakat araç gecikmedi tam zamanında geldi Pazar günü etkinliğimizi gerçekleştirdik aynı gün akşam yerel kanalda metro tv de program yaptık ve akşam ereğliden ayrılıp yine uykusuz vaziyette istanbula gittiler uykusuz bi vaziyette TRT programı için oraya hareket ettiler bizim içi çok güzel bir etkinlikti fakat gençlik karavanı için yorucu bir etkinlikti. Kendilerine bu yönden çok teşekkür eder saygılarımı sunuyorum
Bal üreticileri birliği bşk
ERSİN AKDOĞAN
CAN
gurkan bey merhabalar nasılsınız ? beni soracak olursanız sayenizde çok iyim...sebebi ise beni öyle bir ortama soktunuzki karavanla adanaya geldiginizde zelihagilden bahsediyorum siz gittikten sonra onlar beni projelerine dahil ettiler ver onlarla 5 gün boyunca cok eylenceli vakit gecirdim çok iyi yabancı arkadaşlar edindim ve benim ilk projem oldu bana bu eylemden sonra bile zelihagil sertifika bile verdiler proje bitteli 2 gün oldu ama biz halla yurt dışına giden arkadaşlarla irtibat içindeyiz yani ben msn olsun mail olsun habarleşiyoruzz.. çok güzel bir iş bu yeni arkadaşlar tanıyorsun yeni ortamlar görüyorsun onların özellikle kültürunu öğreniyorsun ve onlara kendi kültürünü ögretiyorsun. ve ben önceden yabancı bir arkadaşım olacakmı acaba ilerde böyle bir faaliyetim olurmu diye düşünüyordum artı onlarla nasıl konusacam beni anlarlarmı beni severlermi beni arkadaşları olarak kabul ederilerimi diye sorular kafamda vardı ama bu projeden sonra anladım ki artık benim yurt dışında bir cok yerde arkadaşlarım var beni seviyorlar beni anlıyorlar ve benim arkadaşlarımlar... size binlerce tsk ediyorum beni bu ortamla tanıştırdıgınız için hemde binlerce kere... ya birde sizden bir istegim olacak zelihanın kardeşi zeynepte ağustosta italyaya gidiyormus sizin sayenizde bana sende keşke bu projenin arkasından birde hemen yurtdışında projeler nasıl oluyor onlarıda görse idin dedi ama siz bana ilk tanıştıgımızda 2-3 gün önce tanışmış olsa idik senide gönderidik demiştiniz ya size yalvariyorum hiç umut yokmu benimde zeyneplerle itallaya ya gitmem için ne olur yardımcı olun siz bir seyler yaparsınız biliyorum beni bu italya projesinden ne olur madur etmeyin sizden haber bekliyorum en kısa zamanda kendinize iyi bakın görüşmek üzere iyi geceler....
HÜLYA SÖZ
Merhaba
Öncelikle şunu beliretmek istiyorm;hiçbir aile çocuguna "al yavrum buda senin özgürlügün"demez.herkez kendi özgürlügünü kendisi yaratır.sadece özgürlügünü degil şansınıda kendisi yaratır.aslında dünyada şanşsız insan yoktur kör insan vardır.Bazen en iyi şanslar yanıbaşımızdan gecer gider ve biz bunu farketmeyiz.Şanş denilen şey insanın heran karşısına çıkabilir.Yeterki gözlerimizdeki perdeler açık olsun.Bazen umarsızca yürüdügümüz o yollar bize birçok sans sunabilir.Mesela yolda karşımıza bir karavan çıkabilir.O zaman naparsınız? farketmeden geçip gidermisiniz yoksa sadece bakıpta mı gecersiniz? Ben her ikisinide yapmadım;tam yanına gecip durdum.Cesaret insanın özgürlügünün şansının ve kişiliginin toplamıdır.Hiçbişeymi yapamıyorsn,şansını görmeye cesaretinmi yok...o zaman geç karşısına bekle sen ona gidemiyorsan o sana muhakkak gelir yeterki farket:)
Gençlik demek bagımsız olmak demek ,özgürlük demek,şansını kullana bilmek demek hatta sınırsızlıkta tavan yapmak demek ben bunların farkına vardım karavanda benim farkıma vardı ve karavandaki o neseli insanlar başta gürkan bey olmak üzere simten abla ve diger karavan gençleri size sesleniyorm sizi tanıdıgım için çok mutluyum:)))))))))
Öncelikle şunu beliretmek istiyorm;hiçbir aile çocuguna "al yavrum buda senin özgürlügün"demez.herkez kendi özgürlügünü kendisi yaratır.sadece özgürlügünü degil şansınıda kendisi yaratır.aslında dünyada şanşsız insan yoktur kör insan vardır.Bazen en iyi şanslar yanıbaşımızdan gecer gider ve biz bunu farketmeyiz.Şanş denilen şey insanın heran karşısına çıkabilir.Yeterki gözlerimizdeki perdeler açık olsun.Bazen umarsızca yürüdügümüz o yollar bize birçok sans sunabilir.Mesela yolda karşımıza bir karavan çıkabilir.O zaman naparsınız? farketmeden geçip gidermisiniz yoksa sadece bakıpta mı gecersiniz? Ben her ikisinide yapmadım;tam yanına gecip durdum.Cesaret insanın özgürlügünün şansının ve kişiliginin toplamıdır.Hiçbişeymi yapamıyorsn,şansını görmeye cesaretinmi yok...o zaman geç karşısına bekle sen ona gidemiyorsan o sana muhakkak gelir yeterki farket:)
Gençlik demek bagımsız olmak demek ,özgürlük demek,şansını kullana bilmek demek hatta sınırsızlıkta tavan yapmak demek ben bunların farkına vardım karavanda benim farkıma vardı ve karavandaki o neseli insanlar başta gürkan bey olmak üzere simten abla ve diger karavan gençleri size sesleniyorm sizi tanıdıgım için çok mutluyum:)))))))))
"Sen Orada Gençlik Burada" karavanı projesi kapsamında proje genel koordinatörü Gürkan Akçaer ve Proje sorumlusu Murat Dadaylı'nın gençlerle birlikte AB tarafından gençlere tanınan fırsatlar ve imkanlar hakkında gençleri bilgilendirmek üzere Bartın'a uğramışlar. Ben de bu sırada onlarla tanışma şansına sahip oldum. Gürkan Bey ve Murat'ın gençler arasındaki karşılıklı anlayışı ve hoşgörüyü güçlendirmek, dayanışmayı geliştirmek ve gençlerin kendilerine ait politikalarının oluşturulmasını, gençlik alanında Avrupa İşbirliğini teşvik, uluslararası kuruluşlarla işbirliğini desteklemeyi hedeflediklerini anlattılar. Ben de bu projeyi destekliyorum ve bu yaklaşımların gençler için oldukça yararlı olacağını düşünüyorum. Gerek Türkiye'deki gerekse Yurtdışındaki gençlerin bilgi paylaşımının gerçekleşmesi, gerekse gençlerin daha akılcı, bilinçli ve bilgili olarak gelişmeleri teşvik edilmiş olacaktır. Bu projenin yaygınlaştırılmasında Bartın Üniversitenin çatısı altında destekte bulunacağımı da dile getirmek isterim. Hedefledikleri genç sayısına ulaşabileceklerine inanıyorum. Yolları açık olsun………….
Yard.Doç.Dr. Ayşe Özdemir
Yard.Doç.Dr. Ayşe Özdemir
AYDIN KANTAŞ
Merhabalar gençlik karavanı. Ben Aydın KANTAŞ. Aslen Ereğlili olup mersinde oturmaktayım. Çukurova üniversitesi biyoloji bölümü mezunuyum. Yani güzel yurdumun bir genciyim :) Sizleri ayın 13 de Ereğil'de gördüm o an müsait olamadığım için sizlerin yanına gelemedim. sadece web adresinizi görebildim. Seyir defterinizde buradan sonraki duragınızın mersin oldugunu gösteriyor. Ereğlide kaç gün kalacaksınız, Ereğlide sizleri göremezsem Mersin'de nerede görebilirim ve Sizlerle ulaşabilecegim bir telefon numarasu varmı? Sizlerle görüşmek üzere şimdilik hoşçakalım. Yolunuz (yolumuz) açık olsun..
SİMTEN BİRSÖZ
Simten Birsöz: Bartında yaşayan bir öğrenci yada bir vatandaş olarak şehri ziyarete gelen ve kendilerini bir karavanla nitelendiren bu insanların başta ne yapmak istediklerini çözememiştim.Güler yüz ve içtenlikle işlerini yapan bu grubun şehre asıl geliş sebeplerini içlerine girdiğim zaman anlayabildim.Amaç ülkeler arasında toplumun gözlerinde sınırlandırdığı iletişim çemberini genişletmek ve toplumsal dayanışmadan ziyade evrensel dayanışmayı bu çembere dahil etmektir.
Dış ilişkiler açısından toplumun bakış açısı her nekadar karamsar olsa da bu grup amaçlarını gerçekleştirmek için azimle karavanlarını umut yolunda ilerletiyorlar.Ben de birey olarak onlara bu yolda eşlik etmek için sabırsızlanıyorum.
Dış ilişkiler açısından toplumun bakış açısı her nekadar karamsar olsa da bu grup amaçlarını gerçekleştirmek için azimle karavanlarını umut yolunda ilerletiyorlar.Ben de birey olarak onlara bu yolda eşlik etmek için sabırsızlanıyorum.
Ceyahn Kükrer
KONU:Külterler arası diyalog ve gönüllülük
Kültürler arası diyalog evett bu konuya derinden bakıp hakim olabilmek için önce kültürün ne anlama geldiğinin iyice benimsenmiş olması gerekliliğine inananlardanım.Bu doğrultuda konuyu kültür'ün 3 farklı tanımını yaparak ve yorumlayarak tümevarım yöntemiyle yansıtmaya çalışıcam.ilk olarak;
kültür sözlük anlamı olarak:Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.
Bu tanımda iki nokta dikkatimi çekti birincisi;" sonraki nesillere iletmek" ikincisi ;"insanın doğal ve toplumsal çevresi"ilk cümlede kilit düşünce birnevi kendi yatırımlarını sonraki nesillere aktarmak ikinci cümle ise bunun kendi doğal ve toplumsal çevre olarak sınırlı kalması işte kültürel diyalog burda devreye giriyor bence bu sınır ortadan kalkıyor fayda daha kapsamlı yayılıyor
kültür sosyolojik olarak:, bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü o toplumun kültürüdür
Bu tanımdan da kültürel diyalogla özgü kelimesinin, diyaloğu gerçekleştiren toplumların arasında ortadan kalkabileceğini anlıyorum.Düşünsenize daha önce tanık olmadığınız yaşadığınız ortamda hiç değinilmemiş bir düşünceyi öğrenme ve kendi bakış açınızla yorumlama şansı buluyorsunuz mühteşem duygu bence
kültür bireysel olarak:yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir
Burda da dikkat edilmesi gereken nokta;" yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimi"şunu çok iyi biliyorumki her bireyin hayattan kazanımları farklıdır çünkü adı üstünde "birey".Hatta farklı toplumlarda yaşamış farklı değer yargılarına sahip bireylerin hiç o kültürü yaşamamış bireylere göre belkide aynı konuya farklı açıdan bakabileceklerine inanıyorum .kültürler arası uzaklık arttıkça ekileşimin boyutu büyüyecektir.Kimi zaman bakış açıları 180 dereceyi bile bulabilecektir işte o an önemli olan o açıyı 0'ra indirgemek; yani fikir birliği ..şunuda çok iyi biliyorumki belki ben bir başkasından daha çok birikime, bilgiye sahip olabilirim ama belkide birbaşkası benim baktığım bir konuya benim hiç bakmadığım bir açıdan bakmış ,yorumlamış olabilir ve mantıklı yaklaşımda olur belki.Ve aramızda bir etkileşim olmadığı sürece ben birçok tecrübem olsa dahi o konuda eksik kalmış olucam demektir.Yani paylaşım,belli ölçülerde tartışma,bilgi aktarımı her zaman kananımdır, hernekadar çok biliyorum deseniz bile unutmayın ki kimse sonsuz değidir..
Kültüreller arası diyalogdan bahsederken "önemli olan kazanımdır" cümlesi kullandım bunu açarsam kazanımım somut veya soyut olmasından çok bize neler kattığı önemlidir.işte bu noktada gönüllülük devreye giriyor.manevi kazanımları görmediğiniz sürece gönüllülük işi size belkide argo tabiriyle aptalca gelebilir ama kelime anlamındanda anlaşılabileceği gibi gönüllülük "gönül" işidir. Gönül ise elle tutamadığımız ama belkide en derinde hissedebildiğimiz bir duygudur.Hislenizin birçok duygunuzun önüne geçtiği ,evet bende varım dediğiniz an başarmışsınızdır bence.Artık sizde bir gönüllüsünüzdür...artık tutunduğunuz işi hiç bir beklenti içinde olmadan sadece içinizdeki o hissi doyurmak için yapıyorsunuzdur gönüllü kardeş.....
Kültürler arası diyalog evett bu konuya derinden bakıp hakim olabilmek için önce kültürün ne anlama geldiğinin iyice benimsenmiş olması gerekliliğine inananlardanım.Bu doğrultuda konuyu kültür'ün 3 farklı tanımını yaparak ve yorumlayarak tümevarım yöntemiyle yansıtmaya çalışıcam.ilk olarak;
kültür sözlük anlamı olarak:Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.
Bu tanımda iki nokta dikkatimi çekti birincisi;" sonraki nesillere iletmek" ikincisi ;"insanın doğal ve toplumsal çevresi"ilk cümlede kilit düşünce birnevi kendi yatırımlarını sonraki nesillere aktarmak ikinci cümle ise bunun kendi doğal ve toplumsal çevre olarak sınırlı kalması işte kültürel diyalog burda devreye giriyor bence bu sınır ortadan kalkıyor fayda daha kapsamlı yayılıyor
kültür sosyolojik olarak:, bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü o toplumun kültürüdür
Bu tanımdan da kültürel diyalogla özgü kelimesinin, diyaloğu gerçekleştiren toplumların arasında ortadan kalkabileceğini anlıyorum.Düşünsenize daha önce tanık olmadığınız yaşadığınız ortamda hiç değinilmemiş bir düşünceyi öğrenme ve kendi bakış açınızla yorumlama şansı buluyorsunuz mühteşem duygu bence
kültür bireysel olarak:yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir
Burda da dikkat edilmesi gereken nokta;" yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimi"şunu çok iyi biliyorumki her bireyin hayattan kazanımları farklıdır çünkü adı üstünde "birey".Hatta farklı toplumlarda yaşamış farklı değer yargılarına sahip bireylerin hiç o kültürü yaşamamış bireylere göre belkide aynı konuya farklı açıdan bakabileceklerine inanıyorum .kültürler arası uzaklık arttıkça ekileşimin boyutu büyüyecektir.Kimi zaman bakış açıları 180 dereceyi bile bulabilecektir işte o an önemli olan o açıyı 0'ra indirgemek; yani fikir birliği ..şunuda çok iyi biliyorumki belki ben bir başkasından daha çok birikime, bilgiye sahip olabilirim ama belkide birbaşkası benim baktığım bir konuya benim hiç bakmadığım bir açıdan bakmış ,yorumlamış olabilir ve mantıklı yaklaşımda olur belki.Ve aramızda bir etkileşim olmadığı sürece ben birçok tecrübem olsa dahi o konuda eksik kalmış olucam demektir.Yani paylaşım,belli ölçülerde tartışma,bilgi aktarımı her zaman kananımdır, hernekadar çok biliyorum deseniz bile unutmayın ki kimse sonsuz değidir..
Kültüreller arası diyalogdan bahsederken "önemli olan kazanımdır" cümlesi kullandım bunu açarsam kazanımım somut veya soyut olmasından çok bize neler kattığı önemlidir.işte bu noktada gönüllülük devreye giriyor.manevi kazanımları görmediğiniz sürece gönüllülük işi size belkide argo tabiriyle aptalca gelebilir ama kelime anlamındanda anlaşılabileceği gibi gönüllülük "gönül" işidir. Gönül ise elle tutamadığımız ama belkide en derinde hissedebildiğimiz bir duygudur.Hislenizin birçok duygunuzun önüne geçtiği ,evet bende varım dediğiniz an başarmışsınızdır bence.Artık sizde bir gönüllüsünüzdür...artık tutunduğunuz işi hiç bir beklenti içinde olmadan sadece içinizdeki o hissi doyurmak için yapıyorsunuzdur gönüllü kardeş.....
HACER SÖNMEZ
KÜLTÜRLERARASI DİYALOG VE GÖNÜLLÜLÜK
Biz çok kültürlü bir toplumun gençleri olarak öncelikle bu zenginliğimizden gurur duyuyoruz. Çünkü farz edin ki bir resim yapacaksınız ve paletinizde tek bir renk ile mi yoksa 7–8 renk ile mi daha güzel bir tablo yaparsınız? İşte Türkiye zengin bir renk ağı içeren paletten yapılmış çok değerli fakat her zaman için karşıdan bakıldığında bir bütünü temsil eden TEK bir tablo ve biz gençlere düşen ise de bu eseri gözümüz gibi korumak ve değişmesine ya da değiştirilmesine asla izin vermemek.
Öylesine şanslıyız ki yıllardır bu tabloda hep dış ülkelerden gelen renkleri de gördük ama tanıyamadık. Şanslıyız dedim çünkü belki onlar sokaklarında dolaşan bir Türk görmemişlerdir ama biz Arap olsun Rus olsun Alman olsun Japon olsun İngiliz olsun birçok milletten kişiyi görme şansına sahip olduk ve hep özendik onlara. Fakat onları hep YABANCI olmaktan öte bir yer koyamadık zihnimizde, onlarla aramızda tabular oluşturduk bu yüzden. Ne onlar bizi anladı ne de biz onları.
Avrupa Birliği şimdi bu kozmopolit dünyayı etkileşim içerisine sokmaya ve TEK bir dünya oluşturmaya çalışıyor. Her bir ülke farklı tatlara sahip bir meyve ve onlar tüm meyvelerden leziz bir meyve salatası yapmaya çalışıyor. Bu meyve tabağında yer almak bizim için yıllardır keşfedilme imkânı bulmamış kültürel zenginliklerimizi ifade etmek için büyük bir şans olduğu gibi yıllardır bizden çok farklı olduğunu düşündüğümüz 'yabancı' ları da 'ötekileştirmekten vazgeçmemizi sağlayacak. Artık onları bizimle eşdeğer konumda nitelendirmeye çalışacak ve aramızdaki tabuları yıkıp onları benimsemeye çalışacağız.
Avrupa Birliği 2008 yılını kültürlerarası diyalog yılı ilan etti ve köklü çalışmalar yapıyor ve daha fazlasını da yapmayı planlıyor. Bu çalışmalar sayesinde biz gençler Avrupa birliğinin öncülüğüyle biz gençler bütün dünyada tüm insanlık adına TEK bir tablo çizmeye çalışacağız. Ben inanıyorum ki bu tablonun ressamları olacak olan biz gençler insanlık tarihinin barış ve sevgi adına en köklü adımını atacağız. Eğer başarılı olursak pahası biçilmez bir tablo ortaya koyacağız.
Gönüllülük kavramına gelince bana göre zaten bu onurlu görev olsun ya da ülkemize her alanda fayda sağlayacak diğer görevler olsun menfaat gözetmeksizin yapıldığı takdirde başarı elde edilir. Çünkü ülkemiz adına yapılacak her iş karşılık beklemeden yapılır zira Atalarımız Kurtuluş Savaşında canlarını ve mallarını ortaya koyarken hiç düşünmeden GÖNÜLLÜ olmuşlardır. Şimdi sıra bizde…
HACER SÖNMEZ
KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ MÜT-TERCÜMANLIK (FRA.)
Biz çok kültürlü bir toplumun gençleri olarak öncelikle bu zenginliğimizden gurur duyuyoruz. Çünkü farz edin ki bir resim yapacaksınız ve paletinizde tek bir renk ile mi yoksa 7–8 renk ile mi daha güzel bir tablo yaparsınız? İşte Türkiye zengin bir renk ağı içeren paletten yapılmış çok değerli fakat her zaman için karşıdan bakıldığında bir bütünü temsil eden TEK bir tablo ve biz gençlere düşen ise de bu eseri gözümüz gibi korumak ve değişmesine ya da değiştirilmesine asla izin vermemek.
Öylesine şanslıyız ki yıllardır bu tabloda hep dış ülkelerden gelen renkleri de gördük ama tanıyamadık. Şanslıyız dedim çünkü belki onlar sokaklarında dolaşan bir Türk görmemişlerdir ama biz Arap olsun Rus olsun Alman olsun Japon olsun İngiliz olsun birçok milletten kişiyi görme şansına sahip olduk ve hep özendik onlara. Fakat onları hep YABANCI olmaktan öte bir yer koyamadık zihnimizde, onlarla aramızda tabular oluşturduk bu yüzden. Ne onlar bizi anladı ne de biz onları.
Avrupa Birliği şimdi bu kozmopolit dünyayı etkileşim içerisine sokmaya ve TEK bir dünya oluşturmaya çalışıyor. Her bir ülke farklı tatlara sahip bir meyve ve onlar tüm meyvelerden leziz bir meyve salatası yapmaya çalışıyor. Bu meyve tabağında yer almak bizim için yıllardır keşfedilme imkânı bulmamış kültürel zenginliklerimizi ifade etmek için büyük bir şans olduğu gibi yıllardır bizden çok farklı olduğunu düşündüğümüz 'yabancı' ları da 'ötekileştirmekten vazgeçmemizi sağlayacak. Artık onları bizimle eşdeğer konumda nitelendirmeye çalışacak ve aramızdaki tabuları yıkıp onları benimsemeye çalışacağız.
Avrupa Birliği 2008 yılını kültürlerarası diyalog yılı ilan etti ve köklü çalışmalar yapıyor ve daha fazlasını da yapmayı planlıyor. Bu çalışmalar sayesinde biz gençler Avrupa birliğinin öncülüğüyle biz gençler bütün dünyada tüm insanlık adına TEK bir tablo çizmeye çalışacağız. Ben inanıyorum ki bu tablonun ressamları olacak olan biz gençler insanlık tarihinin barış ve sevgi adına en köklü adımını atacağız. Eğer başarılı olursak pahası biçilmez bir tablo ortaya koyacağız.
Gönüllülük kavramına gelince bana göre zaten bu onurlu görev olsun ya da ülkemize her alanda fayda sağlayacak diğer görevler olsun menfaat gözetmeksizin yapıldığı takdirde başarı elde edilir. Çünkü ülkemiz adına yapılacak her iş karşılık beklemeden yapılır zira Atalarımız Kurtuluş Savaşında canlarını ve mallarını ortaya koyarken hiç düşünmeden GÖNÜLLÜ olmuşlardır. Şimdi sıra bizde…
HACER SÖNMEZ
KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ MÜT-TERCÜMANLIK (FRA.)
ADNANCAN ÇAKIR
ÖNCE İNSAN
Ben bu dünyaya bebek olarak geldim.İngiltere'de doğan da bebek olarak doğdu,Çin'de doğanda Hindistan'da doğanda…O zaman hareketleri birbirine benzeyen birer bebektik.Büyüdükçe çevremizdeki büyüklerimizin çeşitli kurallarına,ananelerine,yaşam tarzlarına göre şekillendik ve farklı kültürlerin içerisinde birer birey olduk.
Kimi insanlar kültürler arası dostluk çabası içinde olurken,kimi insanlar da sırf farklı kültürden,farklı renkten oldukları için savaşmayı,ezmeyi,hükmetmeyi tercih etmişlerdir.Eğer başka gezegenlerde de yaşayanlar olsaydı,hepimize birden Dünyalı denmeyecek miydi?İşte hepimiz dünyalıyız.Hiç birimizin yaşayabileceği başka bir dünya yok.Öyleyse uluslar arası 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramındaki gibi rengarenk,coşkulu bir şekilde dünyada hep birlikte yaşamalıyız.O zaman görün bakın dünya nasıl güzel bir cennete dönüşüyor.
Ben bu bilinçte olduğum için bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışmaktayım.Eğer bizlere fırsat verilirse kimsenin yaşam tarzını,kültürünü,dinini,dilini değiştirmeye çalışmadan,insanların duygu ve düşüncelerine saygı duyarak,tüm dünya insanlarının dostluk içerisinde yaşayabilmeleri ilgili projeler geliştirmek istiyorum.Tüm dünya gençlerinin de bu tip projelerde yer almasını temenni ediyorum.
Tüm sarışınlara,esmerlere,çekik gözlülere,siyah tenlilere,tüm dünya insanlarına sevgilerimi sunuyorum…
***********
Ben bu dünyaya bebek olarak geldim.İngiltere'de doğan da bebek olarak doğdu,Çin'de doğanda Hindistan'da doğanda…O zaman hareketleri birbirine benzeyen birer bebektik.Büyüdükçe çevremizdeki büyüklerimizin çeşitli kurallarına,ananelerine,yaşam tarzlarına göre şekillendik ve farklı kültürlerin içerisinde birer birey olduk.
Kimi insanlar kültürler arası dostluk çabası içinde olurken,kimi insanlar da sırf farklı kültürden,farklı renkten oldukları için savaşmayı,ezmeyi,hükmetmeyi tercih etmişlerdir.Eğer başka gezegenlerde de yaşayanlar olsaydı,hepimize birden Dünyalı denmeyecek miydi?İşte hepimiz dünyalıyız.Hiç birimizin yaşayabileceği başka bir dünya yok.Öyleyse uluslar arası 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramındaki gibi rengarenk,coşkulu bir şekilde dünyada hep birlikte yaşamalıyız.O zaman görün bakın dünya nasıl güzel bir cennete dönüşüyor.
Ben bu bilinçte olduğum için bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışmaktayım.Eğer bizlere fırsat verilirse kimsenin yaşam tarzını,kültürünü,dinini,dilini değiştirmeye çalışmadan,insanların duygu ve düşüncelerine saygı duyarak,tüm dünya insanlarının dostluk içerisinde yaşayabilmeleri ilgili projeler geliştirmek istiyorum.Tüm dünya gençlerinin de bu tip projelerde yer almasını temenni ediyorum.
Tüm sarışınlara,esmerlere,çekik gözlülere,siyah tenlilere,tüm dünya insanlarına sevgilerimi sunuyorum…
***********
ERKİN
merhabalar ben avrupa gençlik projesi ile ilgileniyorum nezamandır internetten baya bir araştırma yaptım her nekadar ingilizcem az olsada dilinin döndüğü kadar cevirerek bu konu hakkında bilgi aldım. benim adım hasan can erkin adanalıyım ve adanada milli eğitim bakanlıgına baglı bir okulda 2 yıldır ücretli ögretmenlik yapıyorum alanım bilgisayar. şimdi bu adam beni niye rahasız ediyor derseniz rahatsızlık sebebimi söyleyim :) ben bundan 2 ay önce adanada bu avrupa gençlık projesini tesabufen egitim ve gençlık isimli bir dergi bir arkadaşımız bu etkinliklerden bahsetmiş avrupa ile ilgili ilgimi cekti araştırdım ve bazı referanslar buldum ve başvurdum bana bir form gönderdiler ve resimli olan bu formu ingilizce olarak doldurup artı ingilizce olarak bir motivasyon mektubu yazıp tekrardan görevli olan arkadaşa gönderdim bu istenen belgeleri ve fazla bir zaman gecmeden bana tekrar dönülerek bilgilerinizi karşı taraflara ilettik,artık karşı taraf kimse ben halla cevap bekliyorum ben gezmeyi çok seven insanın özellikle yurt dışına çıkıp oraları görüp oraların kültürünü tanımak çok istiyorum ve kendimi geliştirmek istiyorum umarım derdimi anlatmışımdır. hıııı sizi nerden buldum 07.07.08 akşam saat 23.40 cıvarları radyo dinliyorudum rasgele açtıgım bir kanalda sizin bu avrupa gençlik ile ilgili konuşmalar duydum belkide başkası idi bilemem ve ya bu tam benim derdimi anlatacagım kişiler dedim ve int. başına geçtım biraz arama yaptıktan sonra http://www.systemandgeneration.eu/contact.html kısımından sizi buldum derdimi anlatım sizden en yakın zamanda benimle irtibatta gecmenizi rica ediyorum beni bu projeden mahrum etmeyin şimdiden tsk ederim iyi çalışmalar diliyorum. irtibat tlf numaram 0506****** - 0539*******
PINAR BOYACILAR
Herkes belleğinden şikayetçi ama kararlarından memnundur "demiş La ROCHEFAUCAULD.
Belki bende bir gün gelecek ve nasıl bu projenin içinde olduğumu unutacağım şimdi beynimde taze ve canlı olarak duran tüm anılarım ve tecrübelerim kilometrelerle kapanan bu sayfalar gibi geride kalacak ama bir gün içinde bu projenin haberini alıp saatler içinde yola çıkmamı sağlayan karar mekanizmama her zaman müteşşekkir kalıcam ve beni bu projenin bir parçası yapan herkese..
Gecenin bir yarısı yola çıktığımda yanımda içi kıyafetle dolu bir valiz elimde bir hikaye kitabı ve aklımda ise dönüşte gireceğim sınavların stresi vardı.Sabah 6.30 da Ankara ya vardığımda ise bana gülümseyen bir surat ve beni bekleyen ama bilmediğim bi karavan vardı zaman zaman bu karavanın gerçek olup olmadığı hakkında Murat arkadaşımız sayesinde şüphelerimiz olsa da yaklaşık 13 saat sonra bu şüphelerimizi yok eden karavan geldi ve içimizdeki tüm kuşku ve endişeler yerini heycan ve meraka bıraktı.Yolumuz uzun ve yorucuydu ama her durduğumuz yerde gördüğümüz ilgi meraklı bakışlar ve sorular doğru yolda olduğumuzu ve iyi bir projenin bir parçası olduğumu destekler cinstendi.Aydında da katıldığımız eğitimde gençlerin meraklı soruları ve bizi desteklemeleri orada yapılan konuşmalar hepsi ilk adım olarak çok güzel bir başlangıç olmuştu bize.Yola devam ederken turgut reis kampında gördüğümüz ilgi (tabi kaymakamın yoğun ilgisi?! dışında) ,bodrum da yaşadığımız olumlu olumsuz her şey (belediyenin harika iletişimi,zabıtanın müthiş koordinasyonu,polisimizin yoğun duyguları ve daha bu satırlara sığdırmadığım birçok anı...)ve de en önemlisi ve bana en çok katkısı bulunan yol muhabbetlerimiz unutamayacağım şeyler arasında.
Demiştim ya kıyafetlerim kitabım ve kaygılarımla yola çıkmıştım şimdi dönerken bunların yanına eklenen şeyler oldu hatta yerine eklenenler bile oldu.Bu karavanda birlikte çalıştığım bana bu imkanı veren başta Gürkan bey olmak üzere herkese beni de bu yol macerasına kattıklarından dolayı teşekkür ederken farınız da yolunuz da hep açık olsun diyorum:))...
Daha öğrenilecek çok şey gidilecek çok yer var!!!
I live alone in the other side of the moon that you have never seen...
Belki bende bir gün gelecek ve nasıl bu projenin içinde olduğumu unutacağım şimdi beynimde taze ve canlı olarak duran tüm anılarım ve tecrübelerim kilometrelerle kapanan bu sayfalar gibi geride kalacak ama bir gün içinde bu projenin haberini alıp saatler içinde yola çıkmamı sağlayan karar mekanizmama her zaman müteşşekkir kalıcam ve beni bu projenin bir parçası yapan herkese..
Gecenin bir yarısı yola çıktığımda yanımda içi kıyafetle dolu bir valiz elimde bir hikaye kitabı ve aklımda ise dönüşte gireceğim sınavların stresi vardı.Sabah 6.30 da Ankara ya vardığımda ise bana gülümseyen bir surat ve beni bekleyen ama bilmediğim bi karavan vardı zaman zaman bu karavanın gerçek olup olmadığı hakkında Murat arkadaşımız sayesinde şüphelerimiz olsa da yaklaşık 13 saat sonra bu şüphelerimizi yok eden karavan geldi ve içimizdeki tüm kuşku ve endişeler yerini heycan ve meraka bıraktı.Yolumuz uzun ve yorucuydu ama her durduğumuz yerde gördüğümüz ilgi meraklı bakışlar ve sorular doğru yolda olduğumuzu ve iyi bir projenin bir parçası olduğumu destekler cinstendi.Aydında da katıldığımız eğitimde gençlerin meraklı soruları ve bizi desteklemeleri orada yapılan konuşmalar hepsi ilk adım olarak çok güzel bir başlangıç olmuştu bize.Yola devam ederken turgut reis kampında gördüğümüz ilgi (tabi kaymakamın yoğun ilgisi?! dışında) ,bodrum da yaşadığımız olumlu olumsuz her şey (belediyenin harika iletişimi,zabıtanın müthiş koordinasyonu,polisimizin yoğun duyguları ve daha bu satırlara sığdırmadığım birçok anı...)ve de en önemlisi ve bana en çok katkısı bulunan yol muhabbetlerimiz unutamayacağım şeyler arasında.
Demiştim ya kıyafetlerim kitabım ve kaygılarımla yola çıkmıştım şimdi dönerken bunların yanına eklenen şeyler oldu hatta yerine eklenenler bile oldu.Bu karavanda birlikte çalıştığım bana bu imkanı veren başta Gürkan bey olmak üzere herkese beni de bu yol macerasına kattıklarından dolayı teşekkür ederken farınız da yolunuz da hep açık olsun diyorum:))...
Daha öğrenilecek çok şey gidilecek çok yer var!!!
I live alone in the other side of the moon that you have never seen...
SELİN TANRIÖVEN
Projemizin koordinatörü Murat'ı tanımamla kendimi insanlara AB projelerini anlatırken bulmam bir oldu. Geçtiğimiz yıl büyük bir hevesle gençlik projeleri hakkında çevremde ve okulumda bir "bilen" ararken çok zorlanmıştım. Konuştuğum çoğu insan AB gençlik projeleri hakkında pek bir bilgiye sahip değildi ve beni bu konuda yönlendirecek birilerini arıyordum. Sonunda bir şekilde Murat'ı buldum ve artık gençlere birebir gençlik projelerini anlatıyorum. Karavan projesinin ülkemizde daha da çok yere ulaşması ile geçen sene çektiğim sıkıntıyı bizi gören ve tanışma imkânı bulan hiçbir gencin çekmeyecek olması beni çok mutlu ediyor. Çünkü ne yazık ki gençlere yönelik yapılan bu projelerin ülkemizin genelinde duyulmaması ve gençlerin yararlanamaması büyük bir eksiklik. Projemiz ile daha çok gencin gençlik projelerinden haberdar olması, yurtdışına çıkma fırsatı bulması ve yeni deneyimler kazanarak yabancı dili yerinde öğrenmesi bizler için çok sevindirici.Kazanımlarımın yanında beni en mutlu eden şey gençlerin bu heyecanlı deneyimlerinde ufak da olsa bir payımın olması. Umarım kısa bir sürede Türkiye'de gençlik projelerini duymayan genç kalmaz.
GÖNÜL GÜMÜŞ
Sen Orada Gençlik Burada” karavan projesine tesadüfen katılma fırsatı bulduğumda benim için seyir defteri çoktan açılmıştı ve kendimi İzmir’den Ankara’ya seyahat ederken bulmuştum. Ankara’ya inip orada proje ekibinin diğer katılımcılarıyla da tanışınca proje benim için “ben burada gençlik burada” olmuştu çoktan.İlk gün yorucu fakat bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğun ardından Bartın’a, Çilek Festivalinin yapıldığı alana ulaştık.Karavanımızı yerleştirip afişleri astıktan sonra zincire halka olacak Bartınlı gençlere projenin amacı doğrultusunda AB Gençlik Programlarını anlatmaya koyulduk. Sadece karavana ulaşabilenlerle yetinmedik tabi.Bartın Belediyesinin de desteğiyle karavanın ulaşamadığı cadde ve sokaklara stant kurduk,turuncu t-shirtlerimizi sayesinde her yerden fark edilen gezici timler olduk. Anlatık ve anlattıkça çoğaldık.Ertesi gün için karavanın rotası Amasra’yı gösteriyordu.İzmir için Ege’nin incisi derler ya bence Amasra da Karadeniz için bu konumda.Oraya ulaştığımız sabah Mendirek yakınlarına yerleştirdiğimiz karavanla bu sefer Amasralı gençlere ulaşmayı amaçladık.Bir yandan da eğlendik tabi.Amasra ve etrafını gezdiren tekne turunun tadını çıkarırken ben aynı zamanda hayatımda ilk defa yunus görmüş olmanın mutluluğunu yaşıyordum.Geçirdiğim bu iki güzel günün ardından dönme vakti gelmişti benim için ve yaklaşık on iki saat sonra cebimde proje sayesinde kazandığım arkadaşlıklar ve gençlik programlarını az da olsa dezavantajlı gençlere anlatabilmişlikle başladığım yerde,İzmir’deydim.Karavanın yeni yolculuklarında birlikte olmak dileğiyle...
TUNCAY KALAYCI
Gençlik karavanı ile yolum bu projenin sorumlusu Murat'ın beni haberdar etmesi ile kesişti diyebilirim. Murat çok yakın bir arkadaşım olduğu için proje hakkında hiçbir bilgim olmadığı halde arkadaşımın benimde bu güzel proje de yer almamı istediğini gördüm ve olumlu cevap verdim ve yaşadığım şehir Bartın'dan Ankara'ya geldim. Ankara'da karavan arkadaşlarımla ve karavanla buluştuk ve rotamız olan Bodrum yoluna koyulduk. 16-17 saatlik bir yolculuğun ardından Bodrum'a ulaştık. Ulaştığımızda yolculuğumuzun yorgunluğunu attıktan hemen sonra standımızı kurduk ve gençleri bilgilendirmeye koyulduk. Gençler bilgilendirilirken karavanın amacının karavana katılan gençleri ve karavanın rotasında olan gençleri bilgilendirmek ve daha duyarlı bir genç nasıl olur sorusuna doğru cevap vererek onları bu konuda eğitmek olduğunu anladım ve buna tanık olduğum anda bu karavan projesinde ufak da olsa bir rol alabildiğim için kendimle gurur duydum. Tabi karavanın bana kazandırdığı kazançlar anlatmakla bitmez bunu buraya sığdırmak çok zor tabi ki ama bütün bunların yanında yeni arkadaşlıklar, görmediğiniz yerler ve bunun yanında Gürkan bey önderliğinde doyumsuz bir karavan yolculuğu sizi bekliyor…
14 Ağustos 2008 Perşembe
ECEM BAYRAKTAR
Ecem Bayraktar
Sen Orada Gençlik Burada =)
Hayatımın en güzel, en eğlenceli ve en eğitici deneyimlerinden birisiydi. Harika bir karavan ve mükemmel bir ekiple Bartın'a yola çıktık. Amacımız bizim gibi gençlerle tanışmak, kendimizi ve hedeflerimizi anlatmak system and generation' ı tanıtmaktı. Öyle güzel ve istekli bir çalışmaydı ki hemen hemen hepimizin ilk deneyimi olmasına karşın ilgi çekmeyi başardık merak uyandırdık göz ardı edilemez bir kitleye sesimizi duyurduk. Sadece çalışmadık tabii ki çok güzel yerlere gidip Karadeniz'in doğa harikalarını da keşfetme fırsatı yakaladık. Öyle tatlı bir yorgunluktu ki yaşadığımız zamanın nasıl geçtiğini farketmedik bile. Konaklamamız bile farklı bir heyecandı çünkü yine bir ilk yaşayarak karavanda konakladık unutulmaz bir maceraydı gerçekten =) Ertesi gün Amasra'ya doğru yola çıktık. Yolculuğun nasıl bittiğini farkedemedik bile çünkü hep birlikte tatlı planlar yaparak hayaller kurduk. Artık bir günlük kocaman bir deneyimimiz vardı ve o gün daha büyük bir kitleye ulaşmayı düşünürken çoktan ulaşmıştık bile :)) Gürkan Bey buna karşılık bizi harika bir balıkla ve harika bir Amasra turuyla ödüllendirdi =) Harikadan öte rüya gibiydi... Gürkan Bey buradan size sesleniyorum bizi yüreklendirdiğiniz ve böyle bir deneyim yaşamamıza fırsat verdiğiniz için çok çok teşekkür ediyorumm ve benim gibi tüm arkadaşlarıma sesleniyorum gençlik burada siz nerdesiniz ?? =)
Sen Orada Gençlik Burada =)
Hayatımın en güzel, en eğlenceli ve en eğitici deneyimlerinden birisiydi. Harika bir karavan ve mükemmel bir ekiple Bartın'a yola çıktık. Amacımız bizim gibi gençlerle tanışmak, kendimizi ve hedeflerimizi anlatmak system and generation' ı tanıtmaktı. Öyle güzel ve istekli bir çalışmaydı ki hemen hemen hepimizin ilk deneyimi olmasına karşın ilgi çekmeyi başardık merak uyandırdık göz ardı edilemez bir kitleye sesimizi duyurduk. Sadece çalışmadık tabii ki çok güzel yerlere gidip Karadeniz'in doğa harikalarını da keşfetme fırsatı yakaladık. Öyle tatlı bir yorgunluktu ki yaşadığımız zamanın nasıl geçtiğini farketmedik bile. Konaklamamız bile farklı bir heyecandı çünkü yine bir ilk yaşayarak karavanda konakladık unutulmaz bir maceraydı gerçekten =) Ertesi gün Amasra'ya doğru yola çıktık. Yolculuğun nasıl bittiğini farkedemedik bile çünkü hep birlikte tatlı planlar yaparak hayaller kurduk. Artık bir günlük kocaman bir deneyimimiz vardı ve o gün daha büyük bir kitleye ulaşmayı düşünürken çoktan ulaşmıştık bile :)) Gürkan Bey buna karşılık bizi harika bir balıkla ve harika bir Amasra turuyla ödüllendirdi =) Harikadan öte rüya gibiydi... Gürkan Bey buradan size sesleniyorum bizi yüreklendirdiğiniz ve böyle bir deneyim yaşamamıza fırsat verdiğiniz için çok çok teşekkür ediyorumm ve benim gibi tüm arkadaşlarıma sesleniyorum gençlik burada siz nerdesiniz ?? =)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)